top of page

SOSYAL KAYGI

  • gelisimanalizdanis
  • 2 Eyl 2024
  • 3 dakikada okunur

#izmir#bostanlı#karşıyaka#psikolog#psikolojikdanışman#terapi#çocuk#oyunterapisi#sosyalkaygı#kaygıbozukluğu#okul#okulkaygısı#bilişselterapi




SOSYAL KAYGI


Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarımızda daha fazla fark ettiğimiz problemlerin başında gelir sosyal kaygı...


Çocuğunuzun sosyal kaygı yaşayıp yaşamadığını anlamak, onun akademik ve sosyal gelişimi açısından büyük önem taşır.Sosyal kaygıya sahip bir çocuk, sınıf içinde söz almaktan, grup çalışmalarına katılmaktan veya öğretmen ve akranlarıyla etkileşim kurmaktan kaçınabilir.


Peki, çocuğunuzun sosyal kaygı yaşadığını nasıl anlayabilirsiniz ve bu durumda neler yapabilirsiniz?



SOSYAL KAYGI NEDİR?


Sosyal kaygı, bir kişinin sosyal durumlarda ya da başkaları tarafından değerlendirilebileceği ortamlarda yoğun bir endişe ve korku yaşamasıdır. Bu durum, kişinin başkalarının gözünde küçük düşme, yargılanma, eleştirilme ya da reddedilme korkusuyla ortaya çıkar. Sosyal kaygıya sahip kişiler, topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma veya sosyal etkinliklere katılma gibi durumlarda belirgin bir sıkıntı hissedebilirler.


Çocuklarda sosyal kaygı, bir çocuğun sosyal ortamlarda veya başkalarının gözünde değerlendirilebileceği durumlarda yoğun endişe, korku ve huzursuzluk hissetmesidir. Bu kaygı, çocuğun yaşıtlarıyla oyun oynamak, sınıfta söz almak, yeni arkadaşlar edinmek ya da öğretmenlerle konuşmak gibi günlük okul aktivitelerinde belirgin hale gelebilir.


Sosyal kaygı yaşayan çocuklar, bu tür durumlardan kaçınabilir, sessiz kalmayı tercih edebilir veya yanlış bir şey yapmaktan korkarak içine kapanabilirler. Sosyal kaygı, çocuğun sosyal gelişimini, özgüvenini ve okul başarısını olumsuz etkileyebilir. Erken fark edilip uygun destek sağlandığında, bu kaygının üstesinden gelmek ve çocuğun sosyal becerilerini geliştirmek mümkündür.



SOSYAL KAYGI



SOSYAL KAYGININ BELİRTİLERİ NELERDİR?


  • Aşırı Utangaçlık: Çocuk, sosyal ortamlarda çok utangaç olabilir ve yeni insanlarla tanışmaktan kaçınabilir.

  • Yoğun Endişe: Sosyal etkileşimler, performans gerektiren durumlar ya da başkalarının önünde konuşmak gibi konularda sürekli endişelenir.

  • Kendine Güvensizlik: Çocuk, başkalarının onu olumsuz değerlendireceğinden korkabilir ve kendini yetersiz veya değersiz hissedebilir.

    Kaçınma Davranışları: Çocuk, sınıf içi etkinliklere katılmaktan, sorulara cevap vermekten veya yeni arkadaşlıklar kurmaktan kaçınabilir.

  • Sessizlik: Sosyal ortamlarda konuşmaktan çekinir ve genellikle sessiz kalmayı tercih eder.

  • Ağlama veya Öfke Nöbetleri: Sosyal durumlardan önce veya sırasında yoğun stres yaşadığında ağlama krizleri veya öfke nöbetleri gösterebilir.

    Mide Bulantısı veya Karın Ağrısı: Sosyal durumlar öncesinde veya sırasında mide bulantısı, karın ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıklar yaşayabilir.

  • Titreme, Terleme veya Kızarma: Sosyal etkileşimler sırasında aşırı terleme, titreme veya yüz kızarması gibi belirtiler gösterebilir.

  • Çarpıntı: Kalp atışlarının hızlanması, nefes darlığı gibi semptomlar da yaşanabilir.


Sosyal kaygısı olan çocukların en çok zorlandığı sosyal durumlar;


  • Sınıfta sesli okuma,

  • Yetişkinlerle konuşma,

  • Gösterilerde görev alma (tiyatro, şiir)

  • Sınıfta sorulan bir soruyu cevaplama,

  • Tahtaya yazı yazma,

  • Öğretmenden yardım isteme,

  • Sunum yapma,

  • Telefonda konuşma,

  • Sohbet başlatma,

  • Yaşıtlarıyla çalışma veya oynama,

  • Bir şey yaparken seyredilme (yeme, içme vb.)

  • Sipariş verme,

  • Alış-veriş yapma,

  • Karşı cinsle iletişim kurmadır.



SOSYAL KAYGI

OKUL VE SOSYAL KAYGI


Sosyal kaygı, özellikle okul gibi sosyal etkileşimlerin yoğun olduğu ortamlarda belirgin bir etki gösterebilir. Öğrenciler, sınıf içinde konuşma yapma, grup çalışmaları, öğretmenlerle ve akranlarla etkileşim kurma gibi durumlarla karşı karşıya kaldıklarında, sosyal kaygı nedeniyle bu ortamlardan kaçınma eğiliminde olabilirler. Bu durum, öğrencinin akademik başarısını, okul yaşamına katılımını ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, sosyal kaygı yaşayan öğrenciler, kendilerini yetersiz veya dışlanmış hissedebilirler, bu da okulda yalnızlık ve izolasyon duygularını artırabilir. Sosyal kaygının okuldaki bu olumsuz etkilerini hafifletmek için, okulların öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarına yönelik destekleyici ve anlayışlı bir ortam sunmaları önemlidir.



ÇOCUKLARDA SOSYAL KAYGININ SEBEPLERİ NELERDİR?


Sosyal fobinin ortaya çıkış sebebi tam olarak bilinmiyor. Araştırmalarda sosyal fobiyle en çok ilişkili olduğu düşünülen durumlar;


  • Ailede sosyal fobiye genetik yatkınlık

  • Aşırı korumacı ve reddedici aile tutumu

  • Ailede kaygılı bir rol modelin olması

  • Sosyal iletişim becerileri desteklenmemiş, toplum içerisine çok çıkmamış çocuklar

  • Çekingen kişilik yapısı

  • Başkalarının fikirlerini ve olumsuz değerlendirmelerini aşırı önemseme,

  • Aşırı eleştirilme, takdir edilmeme,

  • Başkaları ile kıyaslanma



ÇOCUKLARDA SOSYAL KAYGI TEDAVİSİ


Çocuklarda sosyal kaygının tedavisi, çeşitli yöntemlerin bir araya gelmesiyle etkili olabilir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), çocuğun olumsuz düşüncelerini tanımlayıp bunları daha olumlu düşüncelerle değiştirmesine ve korktuğu sosyal durumlara yavaş yavaş maruz kalmasına yardımcı olur. Sosyal beceriler eğitimi, çocuğun sosyal durumlarla başa çıkabilmesi için gerekli becerileri kazanmasını sağlar. Aile terapisi ise ebeveynlerin çocuklarını daha iyi anlamalarına ve desteklemelerine olanak tanır. Küçük çocuklar için oyun terapisi, kaygılarını ifade etmeleri ve başa çıkma stratejileri öğrenmeleri açısından faydalıdır. Şiddetli sosyal kaygı durumlarında, bir psikiyatrist tarafından uygun görülen ilaç tedavisi de uygulanabilir. Ayrıca, nefes egzersizleri, meditasyon ve kas gevşetme gibi gevşeme teknikleri, çocuğun stresli durumlarla başa çıkmasına yardımcı olur. Pozitif güçlendirme, çocuğun sosyal becerilerdeki küçük başarılarının takdir edilmesiyle özgüvenini artırır. Son olarak, ebeveynler ve öğretmenler tarafından oluşturulan destekleyici bir çevre, çocuğun kendini güvende hissetmesini ve kaygısını azaltmasını sağlar.















KAYNAKLAR:


Dilbaz, N. (1997). Sosyal fobi. Psikiyatri Dünyası, 1(1), 18-24.


Mercan, Ç. S., & Yavuzer, H. (2007). BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI YAKLAŞIMLA BÜTÜNLEŞTİRİLMİŞ SOSYAL BECERİ EĞİTİMİNİN ERGENLERİN SOSYAL KAYGI DÜZEYİNE ETKİSİ. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 16(63), 1187-1202.

 
 
 

Comentários


bottom of page